Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/beyazge/public_html/plugins/mobilesite/mobilesite.header.first.php on line 44
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (25) - Sex hikayeleri | Adult hİkayeler | Ablam Sex Hikayeleri | Kardeşim Hikayeleri | Götünü Siktiren Kadınların Hikayeleri | Yeni porno Filmler | Porno Resimler
Bilgiler

Dosya : Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (25)
Eklenme : 2012-12-22 14:48
Toplam Yorum : (0)
Oy Ver :
- ()

Henüz yorum yapılmamıştır.
Üyelerin oylama ortalaması (10 dışında) : Henüz Oylanmamış   
Oylar: 0
Reklam Alani
Diger Kategoriler
Erotik Hikayeler - Seri Bölüm Bölüm Sex Hikayeleri - Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (25)

Dilber erkenden gelmiş, çocuklar işyerini açmıştı. Bir sandalyede oturuyordu. Beni görünce ayağa kalktı; biraz işle, maaşıyla ilgili konuştuk. Çok para veremeyeceğimi söyledim, yine de kabul etti. Yemeklerimizi ya dışardan söylerdik, yada ekmek arası yapardık. Ama Dilber’in gelmesiyle artık öğlenleri ev yemeği yiyecektik. Arkada mutfak olarak kullandığımız küçük bir yer vardı, orayı gösterdim. Dilber, “İsterseniz önce temizlik yapayım?” dediğinde, “Nasıl isterseniz!” dedim. Kendisini diğer çalışanlara tanıttım, hepsi, “Abla hoş geldin, hayırlı olsun, sayende güzel yemekler yeriz artık!” deyip duruyordu.

Dilber, “Şey, ben üstümü değiştireceğim, ama nerde değiştireyim?” dediğinde, Özge, “Abla sen banyoya git, başka yer yok!” dedi. Ben yazıhaneme geçtim. MSN’i açtım, ama Refiye online görünmüyordu. Yarım saat kadar geçmişti ki, Dilber içerdeki temizliği bitirmiş, bana, “İsterseniz sizin odanızı da sileyim?” dedi. “Olur, ben dışarda beklerim!” dediğimde, “Gerek yok, siz çalışmaya devam edin, ben sizi rahatsız etmem!” dedi.

Uzun, bol bir etekle, önü düğmeli bir bluz giymişti. Düğmeleri neredeyse zor kapanmıştı. Başını da arkadan bağlamıştı. Eline bez, kova vs. şeyleri alıp temizliğe girişti. Dolabı, rafları silerken eteğinin altındaki koca götünün löpür löpür sallandığını görüyordum. Ben masamda telefonla konuşurken, Dilber tam önümde domalmış elindeki bezle sehpayı, çekmeceleri siliyordu. Götünün yarığı belli oluyordu, eteği baldırlarına kadar açılmış, altından beyaz bacakları görünüyordu. Büyük bir güçle siliyordu etrafı, götü sağa sola sallanıyordu. Masanın altında kalan sikim sertleşti bir anda. Ardından bana doğru döndü, masamı silmeye başladı. Üzerindeki bluzunun altından içine giydiği atleti ve sutyeni görünüyordu. Bunu kasten yaptığını düşünüyordum. Elim telefonda, gözlerim ise Dilber’deydi. Ben ayağa kalktım, Dilber masamın önünü ve koltuğu da güzelce sildi, yerlere paspas attı. Tüm bunları yaparken gözlerim sürekli ondaydı ve o da bunun farkındaydı. Bana yan yan baktığını seziyordum.

Öğlene güzel bir yemek yapmıştı, kendisi elinde tepsiyle odama getirdi. Bütün gün, çay kahve için odamın kapısını çalıp durdu, hizmet etti. Dilber’in çalışmaya başlaması Refiye’yi biraz olsun unutturdu bana. Akşam işyerini kapadıktan sonra Dilber’i evine yakın bir yerde indirip, Özge ile eve döndüm.

Gece karımla rutin hale gelen sikişimizi yaptık. Sikişten sonra karım, “Dilber abla nasıl, iyi çalışıyor mu?” diye sordu. “Evet, iyi bir kadın, güzel de yemek yapmıştı!” dedim. “Öyledir, kocası kıymetini bilemedi, kadına sen bakımsızsın, kendine bakmıyorsun deyip duruyormuş devamlı. En sonunda da bırakıp gitmiş!” dedi.

Ertesi sabah Dilber dünkü gibi, “Odanızı sileyim mi?” dediğinde “Olur!” dedim. Bugün de dünkü kıyafetleri üzerindeydi. Yine götünü sallaya sallaya, önümde domalarak temizlik yapmaya başladı. O sırada MSN’de Refiye online göründü. Sürekli bana mesaj yazıyordu, ama ben odada Dilber olduğundan cevap yazamıyordum. Masamı silmesine izin vermedim, Dilber de, “Sonra gelirim!” dedi. O çıkınca Refiye ile yazışmaya başladım. Refiye’ye, “Hafta sonu geliyorum, müsaitsin değil mi?” dediğimde, “Evet, ama evime gelirken kimse görmesin seni, lütfen kimseye görünme!” diye yazdı. Ben de, “Merak etme, görünmem kimseye!” dedim. Başka bir şey yazmadan çıktı MSN’den.

Akşama doğru Dilber elinde bezle yine geldi, “Sabah masanızı silememiştim, isterseniz şimdi sileyim?” dediğinde, “Tamam!” dedim. Yanımda eğilmiş masamı silmeye başlamıştı. Eteğinin içine soktuğu bluzu biraz dışarı sarktığından, eğildikçe sırtı görünüyordu. Siyah tüylerle kaplı bel çukuru görünüyordu. O sırada bir numara yapıp elimdeki kalemi yere düşürdüm. Almak için eğildim, kalkarken elimi kalçalarına sürttüm biraz. Yumuşacık ve dolgun kalçalarını hissettim. Dilber ise bir şey olmamış gibi masamı silmeye devam ediyordu. Bluzunun altında koca memeleri sallanıyordu. Kendini bana sunduğuna kuşkum yoktu. Masamı silip çıktı.

Akşam yine Dilber’i evine yakın bir yerde indirdim. Özge ile eve döndük. Özge arabada yalnız kalınca, “Benimle ilgilenmiyorsun!” demeye başladı yine. “Annen için hassas zamanlar, bunu biliyorsun, biraz sabırlı olmalısın!” dedim. “Biliyorum, bize bir kardeş vermek istiyorsunuz. Onun için de annemi devamlı sikmen gerekiyor!” dedi. Daha sonra tek laf etmedi.

Ben erkenden yatmıştım. Karımın dürtmesiyle uyandım. Elinde bir tabak vardı, geçen Aysel’in evinde yediğim bulamaca benziyordu. Bana uzatıp, “Hadi aslanım, şundan ye biraz, bak sana gürbüz bir oğlan doğurucam! Hadi ye şundan bir iki lokma!” diyerek tabağı neredeyse ağzımın içine sokacaktı. “Bu ne? Nerden buldun bunu?” dediğimde, “Aysel hoca gönderdi bunu, kocana devamlı yedir diye tembihlemiş!” dedi. “Ona mı gittin?” dediğimde, “Yok, kızla gönderdi bugün, çocukların yanında söyleyemezdim ya bunu!” dedi. “Nedir bu?” diye sordum, aslında ne olduğunu biliyordum. Karım biraz kızardı, “Şeyy, ayıptır söylemesi, kuvvet macunuymuş bu!” dedi. Yemem için sürekli baskı yapıyordu.

Elindeki kaşıkla kendisi yedirdi bana. Çocuğunun ağzına mamasını zorla tıkıştıran bir anne gibiydi. Ben yerken, “Ohh yarasın aslanıma, hadi yiğidim az kaldı, şunu da ye, ohh belin kuvvetlensin, döllerin çoğalsın, ye aslanım, ye birtanem!” deyip duruyordu. Tabakta kalan artığını da parmağıyla sıyırdı, parmağını emdirdi. Üzerine de bir bardak ayran içirdi. Sonra, “Ben birazdan gelirim, kızların yanına bir gideyim.” dedi.

Ben tekrar yatağa uzandım. 5-10 dakikaya kalmadan büyük bir enerjiyle dolduğumu hissettim. Kalbim güm güm atıyordu. Az önce uyuklarken şimdi uyku yanımdan bile geçmiyordu. Birkaç dakika sonra salonun ışığı da söndü. Karımın ayak seslerini duyuyordum. Kapıyı yavaşça açıp içeri girdiğinde yataktan fırladım. Karım, “Ay, ne oldu, ne yapıyorsun?” dedi fısıltıyla. Bense, “Gece gece yedirdin bana macunu, yarağım tavan yaptı!” dedim. Onu kolundan tuttum ve başını karyolanın demirleri arasına sıkıştırdım.

Karım, “Ay, yapma, dur ben de yatağa gireyim, çok mu azdın?” deyip dururken, ben üzerimdeki külotumu çıkartmış, arkasında çırılçıplak duruyordum. Karım karyola demirlerinden sıkıca tutunmuştu. Artık ses etmiyor, fısıltıyla, “Hadi sik beni, sik aslanım, hadi yiğidim!” diyordu. Eteğini beline sıyırdım, altında pamuklu külotu vardı. Onu da bacaklarından sıyırıp çıkardım. Şimdi karşımda hafif kıllı amıyla duruyordu. Elimle amına atıp, şiddetle yoğurmaya başladım. Karım derin derin, “Iğmm, oğhh, ığhh!” demeye başlamış, götünü sağa sola oynatıyordu. Bacaklarını iki yana iyice açtı, ben de götünün yanaklarını tutup ayırdım. Amı içi boş bir çukur gibi açıldı, açılan çukura yarağımı tek hamlede soktum. Karım, “Iğhh, ığmm, ağhh!” derken, yarağımı hızlı hızlı sokup çıkartmaya başlamıştım bile.

Karımı şiddetle sikmeye başladım. Tüm vücudum, kaslarım enerjiyle dolmuştu. Bütün gücümle karımın amına yükleniyordum. Karım, “Ağhh, ağhh, ığhh, yavaş ol, ağhh, çocuklar uyanacak, ayy, uff!” deyip duruyordu. Ama çocuklar istedikleri kadar uyansın, umurumda değildi. Karım karyolanın demirlerinden sıkıca tutmuştu, karyola ileri geri sallanmaya başlamış, karımın omuzları kemik sesleri çıkararak karyolanın demirlerine vurup duruyordu. Karımın kalçalarındansa şiddetli ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri yükseliyor, odanın içinde adeta ses patlamaları yaratıyordu. Karım, “Iğhh, ağhh, yavaş, oğhh!” derken, kaslarımdaki tüm gücümle amına pompalıyordum.

Dakikalar geçmesine rağmen boşalmamıştım, karım aynı şekilde inlemeye devam ediyordu. Amından bir hamlede çıktım, başını tutup karyola demirleri arasından çıkardım. “Uğhh, omzum, kemiklerim!” diyordu. Sonra, “Boşaldın mı?” dedi. “Hayır, daha var!” dedim. Onu yatağa fırlattım, eteği kalçalarına kadar açıldı. Yatağa çıkıp bacaklarını havaya kaldırdım ve omzuma attım. Alttan amına girdim ve yine şiddetle pompalamaya başladım. Karım, “Iğhh, oğhh, ağhh!” diyerek kollarıyla yataktan destek alıyor, başını sağa sola oynatıyordu. Amının içi fırın gibiydi ve iyice kayganlaşmıştı, sanki amının içine yağ sürülmüş gibiydi. Yarağım amının içinde ileri geri piston gibi çalışıyordu. Onu belinden sıkıca tutmuştum, her bir yarak darbemle vücudu ileri doğru fırlıyor, ama onu kendime tekrar çekiyordum. Naylon çoraplı bacakları başımın iki yanında sallanıp duruyordu.

Gözlerimi kapadım ve bütün enerjimle sikmeye başladım. O anda Refiye’yi siktiğimi, altımda inlediğini, (Devam et, hadi aslanım, oğhh, sik beni!) dediğini hayal ettim. Ama bu hayalim fazla sürmedi, “Oğhh, ağhh!” sesleri eşliğinde sarsılarak patladım, döllerimi karımın amına boşalttım. Karım inliyor, ağlamaklı sesler çıkartıyordu. Amında bir süre daha gidip geldim. Amından çıkıp yatağa uzandım. Karım yanımda gözlerini tavana dikmiş halde, hızlı hızlı nefes alıp veriyordu. Göğsü bir inip bir çıkıyordu. Birbirimize sarıldık. Karım, “Macun işe yaradı, bundan sonra kendi ellerimle yedireceğim sana!” diyordu. Karım yataktan kalkıp üzerini çıkardı, onu soyundurmadan sikmiştim, geceliğini giyindi. Ben de külotumu giydim. İkimiz de tatlı bir uykuya daldık.

Sabaha karşıydı, ortalık yeni yeni aydınlanıyordu. Üst kattan sesler geliyordu. Gerdek gecemizin sabahındaki gibi, yine annemle babam sikişiyorlardı. Yatağın parke zemin üzerinde çıkardığı ‘Tak tuk!’ seslerini yatağımda kolayca duyabiliyordum. Sesler gittikçe çoğalmaya ve hızlanmaya başladı. Ardından yavaş yavaş azaldı, parke zemin üzerinde ayak seslerini duyuyordum şimdi. Karım başı kolumun üzerinde horul horul uyuyordu. Üst kattaki sikişme uykumu kaçırdı. Kolumu yavaşça çektim, uyuşan kolumu sallamaya başladım.

Yatak odasının kapısını kapatıp salona geçtim, banyonun ışığı yanıyordu. Kızlardan biri kalkmıştı. Odalarının kapısı aralıktı, içeri bakınca Özge’nin banyoda olduğunu anladım. Esra yatağında mışıl mışıl uyuyordu çünkü. Banyonun önüne geldiğimde içerden sifonun sesini duydum, o sırada kapı da açıldı. Özge beni karşısında görünce korktu, ama ses çıkartmadı. Üzerinde minik bir şortla ip askılı bluz vardı, memelerinin çatalı meydandaydı. Benim de üzerimde sadece külotum vardı ve Özge önümde sertleşmiş halde duran yarağıma bakıyordu. Özge’yi kolundan tutup banyoya soktum tekrar, kapıyı yavaşça kapadım. Işığı açmadığım için içerisi biraz karanlık kalmıştı. Üst katta annemle babamın yıkandıklarını anladım, su sesi ile konuşmalarını duyuyordum. Ama ne konuştuklarını anlayamıyordum.

Özge hiç sesini çıkartmıyordu. Onu lavabo dolabına domalttım, arkasına geçtim. Külotumu sıyırdım, sertleşen yarağımı sıvazlamaya başladım. Özge’nin minik şortu ile altındaki minik külotunu sıyırdım, göt yanaklarını yoğurmaya başladım. Dizlerimin üzerine çöktüm, elime bir miktar tuvalet kağıdı aldım. Amını, göt deliğinin ağzını iyice sildim. Dilimi göt deliğine değdirmeye başladığımda, Özge, “Uğhh, ımm!” demeye başlamıştı. Özge akıllı bir kızdı, sessiz olması gerektiğini biliyordu. Dilimi amında, götünde gezdiriyordum, am dudaklarını emiyor, amının içine sokuyordum. Amı sulanmaya başlamıştı. Başparmağımı götüne sokup çıkartmaya başlamamla beraber Özge bir elini saçlarıma attı. Fısıltıyla inlediğini duyuyordum.

Üst katımızdaki banyodan su sesi ile birlikte ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri gelmeye başlamıştı. Babam annemi banyoda sikiyordu. Yukardaki sikişme beni iyice azdırdı. Doğruldum, Özge’nin göt yanaklarını iki yana iyice açtım. Yarağımı açılmış göt deliğine sokmaya uğraştım bir süre, ama nedendir bilmem bu kez olmuyordu. Elime bir miktar şampuan döktüm ve yarağıma sürdüm. O sırada yukardan annemin, “Ağhh, ağhh!” sesleri ile beraber, babamın, “Oğhh!” diye homurtu benzeri seslerini duyuyorduk. Şampuanlı yarağımı Özge’nin götüne elimle bastırmaya başladım bu kez. Özge götüne rahatça girmem için bacaklarını iki yana iyice açıp, belini de aşağı doğru eğdi. Karnı lavabonun üzerindeydi şimdi.

Yarağım içine kolayca girmişti şimdi. Yavaş yavaş bastırmaya başlamamla beraber Özge’den derin inlemeler, hırıltılar gelmeye başladı. Yukarda da şiddetli bir sikiş yaşanıyordu. Banyo havalandırmasından tüm sesleri duyabiliyorduk. Özge kenarda duran el havlusunu ağzına soktu ve var gücüyle ısırmaya başladı. Ben de kayganlaşan yarağımı götüne var gücümle sokuyordum bu arada. Yarağım taşaklarıma kadar götüne girip çıktıkça götü genişliyor, açılıyordu. Yarağımı götüne tamamen sokup çıkarıyordum.

Yukarda annemin, “Ağhh, bey, ağhh, ığhh, geliyorum, ığhh, bey!” lafları, babamın homurtulu sesleri çoğalmıştı. Annemin tiz sesleri geldi önce, babamdansa uzun uzun, “Oğhhh!” seslerini duyduk. İkisi de boşalmıştı. Bense devamlı Özge’nin götüne pompalıyordum. Özge ağzında havlu, boğuk sesler çıkartıyordu. Ama ikimiz de sessiz olmaya çalışıyorduk. Annemle babamın sikişmeleri, Özge’nin yarağımı sıkan götü beni bir süre sonra boşalttı. Götüne biraz daha girip çıktım. Döllerimi akıttım. Götünden tamamen çıktığımda Özge yavaşça doğruldu, “Ay, belim ağrıyor!” dedi sessizce. Ardından dizlerine sıyırdığım külotunu ve şortunu giyindi, birşey demeden çıktı. Ben de çişimi yaptım ve yatak odasına geçtim. Karım halen uyuyordu.

Bir saat kadar sonraydı herhalde, karımın dürtmesiyle uyandım. “Kalk hadi, kahvaltı hazır!” diyordu. Banyoya geçip duşun altına girdim. Az önce burada Özge’yi sikmiştim. Sıcak suyun altında kaldım bir süre. Mutfağa geçtiğimde Özge’yi neşeyle kahvaltısını yaparken buldum. Sabah sabah yediği yarak onu neşelendirmişti. Çıkarken, “Bu akşam işim var, geç gelirim ben!” dediğimde, karım, “Ne işin var?” diye çıkıştı. “İşle ilgili be kadın, başka ne işim olacak?” diye çıkıştım ben de. Bu sözüm üzerine dudaklarını büktü, ağlayacak gibi oldu. Yanağından öptüm, gönlünü almaya çalıştım biraz.

Özge’yle birlikte işe giderken, Özge, “Yengemle eniştem de banyoda sikişiyordu di mi?” diye sorunca ses etmedim. Birkaç saniye sonra Özge, “Sonuçta onlar da evli, çok normal tabii!” dedi, başka da birşey söylemedi.

Dilber yine aynı şekilde içerinin temizliğini bitirip, odamın temizliğine başlamıştı. Etrafın tozunu alırken götü şiddetle sallanıyordu. Bense masamda oturmuş onu izliyordum. Masamın üzerini silerken bluzunun üst düğmesinin açık olduğunu gördüm. Beyaz koynu ile birlikte içindeki atleti, atletin içindeki beyaz sutyeni, memelerinin üstü görünüyordu. Gözlerim sürekli oraya takılıyordu. Derken Dilber bunu fark etmiş olacak ki, bir şey demeden sırtını bana dönerek, açık kalan düğmesini ilikledi. Bana yüzünü döndüğünde, yüzünün kızardığını gördüm. Kısa süre sonra bir şey demeden çıktı.

O gün ay sonu yaklaştığından hesapları incelemek için mali müşavir arkadaşım gelecekti. Genelde akşamüzeri gelirdi. Dediğim gibi akşamüzeri arkadaşım geldi. Herkesi evine gönderdim, bizim işimiz birkaç saat sürerdi çünkü. Dilber’e de gitmesini söyledim, ama Dilber, “Ben kalayım, bir ihtiyacınız olur belki?” dedi. Ben de ısrarcı olmadım daha fazla.

Arkadaşımla çalışırken, Dilber bize ara ara, çay, kahve, atıştırmalık birşeyler getiriyordu. Arkadaşım saat 22:00’ye doğru çıktı. Ben de Dilber’le çıkacaktım, kendisine, “Siz hazırlanın, çıkalım!” dedim. Ben yazıhanemin kapısını kilitledim. Dilber banyoda üzerini değiştiriyor sanmıştım, arkadaki küçük mutfakta onu üzerinde sadece sutyen ve külotla görünce donakaldım. Elimde çantayla ona bakıyordum. Dilber beni görünce, “Ay Osman Bey!” diyerek elbiseleri ile üzerini örtmeye çalıştı. Bense hemen oradan uzaklaşıp dışarıya çıktım. Dilber’in gün yüzü görmemiş bembeyaz dolgun vücudu sikimi sertleştirmişti. Üzerinde pamuklu beyaz bir sutyenle külot vardı. Koca memeleri sutyenin içinde zor duruyordu, külotu da büyüktü. İri bir kadın olduğundan büyük beden giyiniyordu. Kocası onu bakımsız diye terk etmiş demişti karım, ama bana göre bakımsız bir kadın değildi.

Bir sigara yakmış, Dilber’i bekliyordum. Derken Dilber kapıda göründü. Yüzü kızarmıştı, bana bakmamaya çalışıyordu. Kapıyı kilitleyip kepengi çektim. Birlikte arabaya bindik. Dilber hiç sesini çıkartmıyordu. Ben, “Kusura bakmayın, sizi öyle gördüm. Ben herhalde banyoda giyiniyorsunuz zannettim!” dediğimde, Dilber, “Benim hatam. Kimse yok diye mutfakta giyineyim dedim...” dedi ürkekçe. Onu çıplak görmeme kızmadığını anladım. Evine yakın bir yerde indirdim Dilber’i. “İyi geceler!” diyerek arabadan indi.

Gece karımla altlı üstlü bir sikiş yaşadım yine. Ama bu sefer kuvvet macunu yememe gerek kalmamıştı. Karımı altıma alıp dakikalarca siktim. Bacaklarını belime sıkıca dolamış, kollarıyla sırtımı sarmıştı. Devamlı, “Oğhh, sik beni, oğhh!” deyip duruyordu. Amına sarsılarak boşaldığımda, bütün döllerimi akıttım.

Sabah işe gittiğimde telefonuma Refiye’den bir mesaj geldi. “Bu akşam beni işten alırmısın?” diye yazmıştı. “Olur!” diye yanıtladım. Dilber artık klasikleşen temizliğini yapmak için odama girdi yine. Üzerinde bu sefer aynı etekle beraber kısa kollu bir tişört vardı. Eğildiği zaman tişörtün yakasından sutyeni ve hatta göbeği görünüyordu. Bu kez içinde atlet yoktu. Götü sağa sola löpür löpür sallanıyordu, bunu kasten yaptığına emindim artık. Dilber kendisine baktığımı biliyor, ama ses etmiyordu.

Geçen günkü gibi numarayla kalemi yere düşürdüm. Dilber yanımda domalmış dolabı silerken, eğilip kalemi alma bahanesiyle kalçalarını avuçladım. Dilber birşey olmamış gibi çalışıyordu. Bana döndüğünde yanaklarının kızardığını gördüm. “Başka bir isteğiniz var mı Osman Bey?” dediğinde, “Yok sağ olun!” dedim. Başını önüne eğip dışarı çıktı. Biraz sonra elinde bir Türk kahvesiyle geldi. Kahveyi elinden alıp, “Çok teşekkür ederim, zahmet ettiniz!” dediğimde, “Ne zahmeti, siz isteyin yeter ki!” diyerek çıktı.

Öğle yemeğini yerken Semanur geldi. Annesini ziyarete gelmişti. Yemekten sonra elemanlar mal sevkiyatı için dışarı çıkmışlardı. İçerde dördümüz kalmıştık. Özge yanıma gelip, “Şeyy, ben erken çıkabilir miyim?” deyince, “Hayırdır?” dedim. “Semanur’la biraz gezmek istiyoruz...” dedi. “İşlerini ona göre ayarlayıp çık o zaman!” dediğimde çok sevindi. Semanur bu sırada odama gelip, “Osman abi sana çok teşekkür ederim, Ahmet’le barıştırdın beni, sağ ol!” dedi. “Önemli değil. Birdaha böyle yaramazlıklar yapmayın, yakında evleneceksiniz!” dedim. Semanur gülerek yanımdan ayrıldı.

Semanur’un üzerinde uzun ama dar bir etek vardı. Yürürken kalçaları ve götü iyice belli oluyordu. Onlar çıkınca ben Dilber’le tek kaldım. Elemanlar akşamüstü gibi dönecekleri için, daha yaklaşık 2 - 3 saat vardı. Ben odama girip çalışırken, Dilber de mutfağa geçmiş bulaşıkları yıkıyordu. Aklım dün akşamki görüntüde kalmıştı. Onu yarı çıplak görmüştüm ve bu görüntü aklımdan çıkmıyordu.

Sessizce mutfağa doğru yürüdüm. Dilber ayakta bulaşıkları yıkıyordu. Beni fark etmemişti, işine dalmış, sessizce kendi kendine şarkı mırıldanıyordu. İyice yaklaşınca beni fark etti, “Ay, Osman Bey, korkuttunuz beni!” dedi gülerek. “Öyle bir niyetim yoktu!” dedim. Ayakta durmuş ona bakıyordum. Uzun ve geniş eteğinin içinde götü belli oluyordu, kısa kollu tişörtü kollarını gösteriyordu. Kollarında alınmamış siyah tüyler vardı, neredeyse bir erkek kolu gibiydi sanki. Belki de kocası bakımsız derken bunu kastediyordu.

Dilber bulaşıkları bitirmişti. “İsterseniz bir kahve yapayım?” dediğinde, “Olur, ama kendine de yap!” dedim. Yanakları pembeleşti, kahve yapmaya başladı. Kahveler piştiğinde, “Odanıza getireyim!” dedi. O sırada ben dükkanın kapısını içerden kilitledim, odama geçtim. Az sonra Dilber elinde bir tepsi ile geldi. Birlikte kahvemizi içmeye başladık. Ben koltuğumda, o ise karşı ikili koltukta oturuyordu. Kahvemi bitirince, “Faldan anlar mısın?” diye sordum. “Ay, pek bilmiyorum, ama gene de bakayım!” dedi. Fincanı ters çevirdim, yerimden kalkıp yanındaki koltuğa oturdum. Dilber elinde kahve fincanı ile çekingen bir halde oturuyordu.

Kendi kahvesini bitirmişti, elinden alıp sehpanın üzerine koydum. Koltuğu ortalar şekilde oturmuştu, kalktım ve yavaşça yanına oturdum. Yana doğru kaydı, “Ay Osman Bey, ne yapıyorsunuz?” demeye başlamıştı. “Birşey yapmıyorum! Hem şu bey lafını da bırak, yalnız kaldığımız zaman bana sadece ismimle hitap et!” dedim ve yanağından öpmeye başladım. Tüylü yanaklarına öpücükler konduruyordum. Sol elim koltuğun arkasında kalmıştı, sağ elimi kalçasının üzerine koydum. Eteğinin üzerinden okşamaya başladım. Ses etmeden oturuyor, başı öne bakıyordu. Elimi eteğinin içine soktuğum zaman, bacaklarında ve kalçalarında alınmamış tüyler elime batıyordu. Dilber gerçekten de bakımsız çıkmıştı. Ama yine de dolgun kalçalarını avuçluyordum.

Bu arada boynunu, yanaklarını sürekli öpüyordum. Dilber, “Ay, yapmayın, çok günah, yapmayın!” deyip duruyordu. Onu dinleyecek halde değildim, üzerine çullandım. Dilber ikili koltukta sırt üstü uzanmıştı şimdi. Sol elim sırtında, sağ elim kalçalarında geziniyordu. Yüzünü, yanaklarını, boynunu emiyor, öpüyordum. Kendimi kaybetmiştim sanki. Dilber sadece, “Yapmayın, çok günah, lütfen!” diyor, ama başkaca birşey yapmıyordu. Sol elimi tişörtünün içinden soktum, çıplak vücuduna değen elim onu biraz irkiltti belli ki. Elimi sutyeninin içine soktuğum zaman, koca memelerini hissetmek yarağımı kazık gibi yapmaya yetmişti. Meme uçlarını avuçlayıp, sıkmaya, yoğurmaya başladım. Memeleri hamur gibiydi. Diğer elimse kalçalarında gezinmeye devam ediyordu. Derken külotunu tuttum ve aşağı sıyırmaya başladım. Dilber, “Lütfen Osman Bey, yapmayın, çok günah!” deyip duruyor, kollarıyla bana mukavemet gösteriyordu. O sırada, ‘Cartt!’ diye bir ses geldi. Sıyırmaya çalıştığım beyaz pamuklu külotu Dilber’in altında kalmıştı, ben de çıkartmak için zorlayınca kenarından yırtılmıştı.

Üzerinden doğruldum. Dilber ağlıyor gibiydi, üzerini toparlamaya çalışıyordu. Yüzü kızarmıştı, “Lütfen böyle yapmayın, çok günah. Böyle olmaz!” diyordu. “Peki nasıl olacak? Seninle olmak istiyorum!” dediğimde, “Aramızda nikah olmadan böyle bir şey olmaz! Beni nikahlaman gerek!” dedi. Başka bir şey demeden odadan çıktı. Yarağım pantolonun içinde kazık gibi olmuştu, önüm bir miktar ıslanmıştı. Üzerimi toparladım, kilitlediğim dükkanın kapısını açtım tekrar. Dilber’i kolayca sikebileceğimi sanırken, başımıza bir de nikah çıkmıştı. Yarım saat kadar sonra odama geldi fincanları almak için. Dilber’e, “Şimdi sana nikah mı kıymam gerek?” dediğimde, “Beni istiyorsan evet, o zaman kendimi sana veririm!” dedi.

Akşam arabada Dilber’e, “Biliyorsun ki ben evliyim, nasıl olacak bu nikah işi?” diye sorunca, “Karının bilmesine gerek yok zaten. Namusumu iki paralık edemem ben. Bana imam nikahı kıyarsan o zaman senin karın olurum. Gizli bir nikah yaparız olur biter!” dedi. Onu evinin yakınında indirdim. Aklım karışmıştı. Zaten bir karım vardı, şimdi bir de ikincisi olacaktı. Böyle saçmalık olmaz diyerek Refiye’yi almaya gittim.

İşyerinin önüne gelince Refiye’yi aradım. Refiye ise, “Ben henüz çıkamadım, içeri gelsene!” dedi. İşyerine gittiğimde Refiye dediği gibi halen çalışıyordu. Beraberinde sekreter kız da vardı. Kız mini bir etek giymiş, bana bakarak, sarı uzun ve dalgalı saçlarıyla oynuyordu. Önümdeki dergileri karıştırırken ben de ona bakıyordum ara ara. Refiye bu durumu fark etmişti ki, kendi kendine öksürmeye başladı ve kıza, “Bana bir su getirsene!” diyerek, adeta odadan kovdu. Kız kalkıp gidince, bana, “Neredeyse ağzına düşeceksin kızın!” dedi. “Ne oldu? Kıskandın mı?” dediğimde, “Ne kıskanması? Aman çok da umurumdaydı!” dedi. Belli ki kıskanmıştı.

Orada yarım saat kadar bekledim. Ardından Refiye ile çıktık. Refiye uzun siyah pileli bir etekle siyah bir tunik giymişti. Başını da beyaz bir türbanla arkadan bağlamıştı, yüksek topuklu beyaz ayakkabıları ile salına salına önümde gidiyordu arabaya doğru. Esen hafif rüzgarla birlikte eteğinin altındaki götü sağa sola sallanıyordu. Arabaya bindiğimizde ona, “Çocukların yarın kesin gidiyor mu?” diye sordum. “Sen git sekreterle ilgilen!” dedi. Kahkaha atmaya başladım. Refiye bir süre sonra, “Yarın gidiyorlar! Karına ne söyleyeceksin peki?” dediğinde, “Karımı sen merak etme, ben ayarlarım bir şeyler!” dedim.

Refiye, “Yalvarırım kimseye görünme, zile de basma, geldiğinde beni ara, ben kapıyı açarım!” dedi. “Korkmana gerek yok, merak etme! Hem o kadar korkuyorsan neden benimle birlikte olmak istiyorsun?” dedim. “Senden hoşlanıyorum, seni istiyorum! Kocamdan sonra hayatımdaki ilk erkek sen olacaksın, senden başkasıyla da olmaz!” dedi. Refiye’nin bu cevabı çok hoşuma gitmişti. Sağ elimi eteğinin üzerinden kalçasına attım. Elimi tuttu, elimi bacağının üzerinde gezdirmeye başladı kendisi.

Refiye çok arzulu, şehvetli bir kadındı. Onunla çok güzel bir sikiş yaşayacağıma emindim. Elim dolgun kalçasını hissettikçe yarağım sertleşiyordu. Onu şimdi Sedat’ın evine atmayı ve çatır çatır sikmeyi çok istiyordum. O sırada telefonum çaldı, karım arıyordu. Mecburen elimi Refiye’nin kalçasından çektim, telefonu açtım. Karım, “Nerde kaldın, gelmiyor musun?” dediğinde, “Siz yiyin, benim işim var!” diyerek kapadım telefonu. Refiye ile geçen akşam gittiğimiz alışveriş merkezine gittik. Ama bu kez arabada boşaltamadım onu, etrafta bir hayli hareket vardı. Koluma girdi tekrar, memeleri koluma değiyordu. Birlikte restoran katına çıktık, güzelce karnımızı doyurduk. Yemekten sonra kol kola dolaştık biraz. Bir iç çamaşırı mağazasının önünden geçerken, Refiye kulağıma eğilip, “Ben şuradan alışveriş yapacağım, sen biraz dolaş istersen!” dedi. Götünü sallaya sallaya mağazaya girdiğinde, ben de arkasından bakıyordum.

Tek başıma bir süre dolaştım. Derken telefonum çaldı, Refiye arıyordu, “Benim işim bitti, nerdesin?” dedi. “Bekle geliyorum!” dedim. İç çamaşırı mağazasının önünde elinde iki tane poşetle bekliyordu beni.

Birlikte arabaya giderken, “Neler aldın öyle?” diye sorunca, “Yarın akşam görürsün!” dedi kulağıma. Bu cevap yarağımı sertleştirdi yeniden. Otoparka indik, bu kez etraf sessizdi. Arabaya bindik, elimi hemen eteğinin içine soktum. Çorapsız, süt beyazı kalçalarını avuçladım. Refiye, “Iğh, ımm, biri görecek, ay, yapma!” deyip duruyor, ama aynı zamanda elimi sıkıca tutuyordu. Sağ elimi kasıklarına yaklaştırdım iyice, Refiye geçen akşamki gibi bacaklarını sıkmaya başladı. Elimi yine mengene gibi sıkıştırdı. Refiye kendini kasıyor, “Hığhh, hığhh!” diye hırıltılı boğuk sesler çıkartıyordu. Elim pürüzsüz kalçalarını hissettikçe yarağım tavan yapıyordu. Refiye’nin nefes alışları hızlandı, en sonunda, “Imm, uhh!” sesleri eşliğinde boşaldı. Bacaklarını serbest bıraktığında elimi çektim. Refiye’nin yüzü kıpkırmızı olmuş, dudaklarını emiyordu. Göğsü şiddetle bir inip bir kalkıyordu. Bana, “Beni azdırıyorsun!” diyebildi sadece. Arabayı çalıştırdım, otoparktan çıktık. Onu evine gelmeden indirdim. “Dediğim gibi, gelince beni ara, ben kapıyı açarım!” dedi. “Merak etme!” dedim sadece.

Eve gittiğimde karım bir karış suratla bana bakıyordu. “Nerde kaldın?” diye çıkıştı. “İşim vardı be kadın, ne oldu gene?” dedim. Bozulmuştu, cevap vermedi. Sonra, “Yemek ısıtayım mı?” diye sordu. “Ben yedim, ama meyve varsa getir!” dedim. Birlikte televizyonun karşısında meyve yerken, karım ara ara, “Çok yeme, mideni doldurma meyveyle, gece yatamazsın sonra!” deyip duruyordu.

Yatağa girip uyumaya çalışıyordum ki, karım gene elinde bir tabak kuvvet macunuyla çıkageldi. “Hadi aslanım, ye şunu, belin kuvvetlensin, hadi yiğidim!” demeye başladı gene. Eliyle yedirdi yine, kalanı da parmağıyla sıyırıp ağzıma tıkıştırdı. Boş tabakla gitti, 5-10 dakika sonra odaya geldi tekrar. Karşıma geçip soyundu. Onu çıplak görmek yarağımı sertleştirdi. Üzerimdeki battaniyeyi çekip yere attı. Ben de külotumu sıyırıp çıkardım. Karım üzerimde ters döndü, birbirimize 69 çekmeye başladık. Karım yarağımı müthiş bir iştahla yalıyordu.

Amı vıcık vıcık sulanmıştı daha şimdiden. Dilimi amının içine sokuyor, am dudaklarını vakum gibi içime çekiyordum. Başparmağımı terli göt deliğine soktum, ardından sokup çıkarmaya başladım. Yarağım patlayacak gibiydi. Karım yarağımı boğazına kadar sokup çıkartıyor, deli gibi somuruyordu. Karımın götüne bir iki şaplak attım. Mesajımı almıştı, yarağımı emmeyi bıraktı. Üzerimde doğruldu, yüzünü bana döndü. Dizlerinin üzerine çökerek yarağımı amına hizaladı. Derken yarağım yavaş yavaş amına girmişti. Karım üzerimde yaylanmaya, ileri geri hareket etmeye başladı. Gözlerini kapatmış, saçlarını sağa sola sallayarak, “Iğhh, ığhh, oğhh, aslanım, oğhh!” diyordu. Ellerini göğsüme koymuştu, kendini ileri geri oynattıkça yarağım amına taşaklarıma kadar girip çıkıyordu. Kontrol karımdaydı. Karım ilk evlendiğimizde sikiş konusunda bilgisiz, içine kapanıkken, şimdi tamamen kendisi her şeyi kontrol ediyordu.

Memeleri aşağı yukarı sallanıyordu. Onları avuçladım, yoğurmaya başladım. Karımın inlemeleri çoğaldı, nefes alışları hızlandı. Kısa süre sonunda boğuk sesler eşliğinde boşaldı. Bense henüz boşalmamıştım. Karım üzerimde yarı baygın yatarken göt yanaklarını avuçladım sıkıca. Alttan amına var gücümle pompalamaya başladım. Karım, “Ağhh, ağhh, oğhh!” demeye başlamıştı yeniden. Yarak darbeleri onu kendine getirmişti. Alttan amına pompaladıkça kasıklarım tombul göt yanaklarında şiddetli sesler çıkarmaya başlamıştı. Memeleri ağzımın kenarına geliyordu. Onları koparacak gibi dişlemeye, emmeye başladım. Yarak darbelerim karımı üzerimde hoplatıp duruyordu. Karım vahşi bir atın üzerindeymiş gibi sallanıyordu. Bir eliyle yataktan destek alırken, diğeriyle memelerini ağzıma emmem için sunuyordu adeta. Saçlarını savurup duruyordu. Vücudum sarsılmaya başladı, “Ağhh, oğhh!” sesleri eşliğinde deli gibi boşaldım.

Amından çıktığım zaman, karım üzerimden kayıp yanıma düştü. Baygın gibiydik ikimiz de. Dakikalar sonra kendimize geldiğimizde birbirimize sıkıca sarıldık. Karım, “Yiğidim, erkeğim benim, beni hep böyle sikmeni istiyorum!” dediğinde dudaklarına yumuldum. Kanatırcasına emdim, ısırdım. Dilimi ağzının içine soktuğumda, karım dilimi biberon gibi emiyordu. Bir süre sonunda karım, “Benim uykum geldi!” dedi, kalkıp geceliğini giyindi. Ben de külotumu giydim. Birbirimize sarılarak uyuduk. Aslında uykum yoktu, karımı yeniden sikmek istiyordum, ama ertesi gün Refiye’yi sikeceğim için gücümü çok harcamamam gerekiyordu...

[Osman]

BENZER HİKAYELER |

SayfalarYorumlarGönderenTarih
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (70) | Yengem...0ErotikHikayeci2013-05-13
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (69) | Yengem...0ErotikHikayeci2013-05-13
Kız Arkadaşım 2 Sevgilimi Sikiyorum0ErotikHikayeci2013-05-13
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (68) | Yengem...0ErotikHikayeci2013-05-03
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (67) | Yengem...0ErotikHikayeci2013-05-03
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (66) | Yengem...0ErotikHikayeci2013-05-03
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (65) | Yengem...0ErotikHikayeci2013-05-03
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (64) | Yengem...0ErotikHikayeci2013-05-03
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (63) | Yengem...1ErotikHikayeci2013-05-03
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (62) | Yengem...0ErotikHikayeci2013-05-03
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (61) | Yengem...0ErotikHikayeci2013-05-03
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (60) | Yengem...0ErotikHikayeci2013-05-03
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (59) | Yengem...0ErotikHikayeci2013-05-03
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (58) | Yengem...0admin2013-02-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (57) | Yengem...0admin2013-02-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (56) | Yengem...0admin2013-02-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (55) | Yengem...0admin2013-02-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (54) | Yengem...0admin2013-02-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (53) | Yengem...0admin2013-02-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (52) | Yengem...0admin2013-02-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (51) | Yengem...0admin2013-02-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (50) | Yengem...0admin2013-02-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (49) | Yengem...0admin2013-02-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (48 ) | Yenge...0admin2013-02-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (47)0OsmaN2012-12-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (46)0OsmaN2012-12-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (45)0OsmaN2012-12-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (44)0OsmaN2012-12-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (43)0OsmaN2012-12-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (42)0OsmaN2012-12-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (41)0OsmaN2012-12-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (40)0OsmaN2012-12-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (39)0OsmaN2012-12-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (38)0OsmaN2012-12-25
Yengemi Şimdi Ben Sikiyorum Bölüm (37)0OsmaN2012-12-25


Etiketler: No tags